RİZE VALİLİĞİ
İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne
RİZE
Fındıklı ve Arhavi İlçe ve köylerinde yaşayan yurttaşlar olarak Çağlayan, Arılı ve Kapistre Irmakları üzerinde kurulması planlanan hidroelektrik santrallerini istemiyoruz.
Kurulması planlanan hidroelektrik santralleri(HES), yöremizde büyük bir ekolojik yıkım yaratacak, doğamız, tarihimiz, kültürümüz ve geçim kaynaklarımız yok olacaktır.
Yörede yaşayan yurttaşlar olarak kapımızda bekleyen felaketle ilgili büyük bir kaygı içerisindeyiz. Anayasamızın17/1. maddesine göre; “.. Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..” Anayasa’nın 56. maddesine göre de; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”
Anayasal teminat altına alınan çevre hakkımızın en önemli unsurlarından biri de katılım unsurudur. Oysa yöremizde yapılması planlanan bu projeler ile ilgili biz yöre yurttaşlarının görüşü alınmadığı gibi projelerle ilgili en ufak bir bilgilendirme dahi yapılmamıştır. Aarhus Sözleşmesi ve çevresel konularda halkın bilgiye erişim ve katılımını düzenleyen Avrupa Konseyi direktifleri görmezden gelinmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Çevresel Etki Değerlendirilmesi” başlıklı 10.maddesine göre: “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.” Hükmü çok açık olmasına rağmen kurulacak HES ler ile ilgili herhangi bir ÇED süreci işletilmeden ihale süreçlerine başlanmıştır. Gerek çevre hukukunun “ihtiyat ilkesi” gerekse yukarıda alıntı yaptığımız Çevre Kanunu’nun 10.maddesi göz önünde bulundurulduğunda kurulması planlanan santrallerin ekolojik sonuçları üzerinde bilimsel bir araştırma yapılmadan ihale süreçlerine başlanması hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.
HES projeleri hazırlanırken tamamen kısa vadeli ekonomik çıkarlar gözetilmiş olup, yöremizin doğal ve tarihi dokusu dikkate alınmamıştır. Türkiye’nin flora ve fauna açısından en zengin yöresinde hayata geçirilecek bu projelerle yöre tarımı ve deniz balıkçılığı büyük bir darbe yiyecektir.
Özellikle Çağlayan Irmağı, başta deniz alabalığı olmak üzere diğer deniz balıklarının üreme bölgesini oluşturmaktadır. Çağlayan Irmağı kıyısında kırk yılı aşkın süredir doğal alabalığı üretme tesisi mevcuttur.
Irmaklarımız, yüzyıllardır ırmak havzalarında yerleşimin doğal cazibe kaynağını oluşturmuş olup, 300-400 yıllık kültürel miras niteliğindeki ev ve konakların önemli bölümü Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınmıştır. Gerek doğrudan sulama, gerekse yer altı suları ile yöre tarımsal ekonomisinin iki unsuru olan çay ve fındık üretiminin ana dayanağı yine bu ırmaklardır.
Yöremiz, ekolojik turizm, tarım turizmi ve doğa turizmi açısından ülkemizin potansiyel açıdan ender yerlerinden biri iken, akarsuların rejimlerini bu denli değiştirip, vadileri şantiyeye çevirecek, doğal yaşamı ve örtüyü bu denli bozacak bu projelere izin verilmemelidir.
Çevre Kanunumuzun 3.maddesinde sayılan ilkelerde belirtildiği gibi, yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisi, sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirilmeli ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliliğinin sağlanması bakımından nesli tehdit veya tehlike altında olanlar ile nadir bitki ve hayvan türlerinin korunması esas olmalıdır.
Bu ve daha sayılabilecek çok sayıda nedenden dolayı biz aşağıda imzası bulunan yöre yurttaşları olarak; binlerce yıldır yaşam kaynağımız olan derelerimizin suyunun satılmamasını, derelerimiz üzerinde yapılacak HES’lere izin verilmemesini ve derelerimizin özgürce akmasını istiyoruz. |