FINDIKLI HALKINA

Yeşilin tüm tonlarıyla mavinin kucaklaştığı, içilebilir en temiz sularına sahip, endemik karasal ve sucul ekosistemi ile içinde yaşantımızı sürdürmeğe çalıştığımız  Marsis’in  eteğindeki şirin ilçemiz ,cennetimiz Fındıklı’mızı cehenneme çevirecek (HES) Hidroelektrik santrallerini kurdurmamak için yaklaşık  14 aydır olanca gücümüzle mücadele etmekteyiz.

14 aydır sesimizi duyurmak için mitingler,paneller,şenlikler,film gösterimleri yaptık, bildiriler dağıttık,imza kampanyaları açtık ve hukuksal mücadeleyi başlattık.Yöre halkının yok sayılmasını içimize hiç sindiremedik.

22/04/2008 Salı günü Belediyemizin “Çağlayan vadisinde Paşalar Hes ve Taşocakları projesinin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirilmesi) raporu olumlu çıktı anonsunu duyduk.
Peki bu ne demektir?

Aslandere köyünde; Ayen şirketi yetkilileri,çevre ve orman bakanlığı yetkilileri ve yörede yaşayan yüzlerce insanın katıldığı halkı bilgilendirme toplantısında,Yöre halkı olarak “biz bu projeleri istemiyoruz,vadilerimiz ve suyumuza sahip çıkıyoruz,sattırmayacağız diyen köylerimizin seçilmiş muhtarları,Demokratik kitle örgütleri,sivil toplum örgütleri ve siyası partilerimiz ve yüz yıllardır bu vadilerinin asil sahipleri yöre halkı yok sayıldı.

Madem halkın sesini dinlemeyeceklerdi, neden bu toplantıyı yaptılar.Halk hayır deyince işlerine mi gelmedi.
Çağlayan vadisinde yaşayan insanların istemediği bir şeyi kim niçin uygun görebilir.

İşte size çok güzel bir örnek . Çayeli Senoz vadisi
Sürdürülebilir bir yaşam ve sürdürülebilir bir kalkınma ; yöreyi görmeden ,tanımadan Ankara’da masa başlarında yapılan projelerle sağlanamaz.

Masa başında yapılan projelerde yazılanlar ayrı, uygulananlar ayrı.Çayeli Senoz vadisinde dağlarda ağaçlar katlediliyor,dereler yok ediliyor ve orada tüm ekosistem mahvoluyor.

Çevre ve Orman Bakanlığımız  ve çeşitli STK’lar,DKÖ’ler  ülkemizde ağaç dikme kampanyaları düzenlerken ve halkımızı da ağaç dikmeye resmen davet ederken özel şirketler parasına para katsın diye yine Çevre ve Orman Bakanlığımız  ormanların yok edilmesine izin veriyor.

Vatandaş ormanda iki ağaç kestiğinde ceza yiyor.Ama binde üçlük enerji için doğa yok edilmesine izin veriliyor.
Vatandaşa balık tutmayı yasaklarken,suyu borulara hapsedip balık neslini yok etmeye izin veriliyor.

Arıcılık yapan arıcılar kovanlarını koymak için küçük baraka yaptığında para cezaları veriliyor ama dev tüneller, şantiye binaları,Gürcüdüzü  mesire yerinin hemen yanına 37 dönüm yere taş ocakları,santral binaları yapanlara izin veriliyor.

ÇED raporlarında kesilecek ağaç sayısı yüzlerle ifade edilirken binlerce ağaç kesiliyor.Cansuyu bırakılacak deniyor, dereler kuruyor.Balık geçitleri yapılacak deniyor,bırakacakları su miktarında alabalık ve deniz alası yaşamıyor.

İşte Çayeli’deki 9 HES’in 4. yapım aşamasında.gidip görmek lazım.gittik taş ocaklarını gördük. HES yapılan yeri gördük. Sözde İnsanlık adına, gelecek adına , enerji adına bir doğa katliamı yapılıyor.

Özde ise Özelleştirme adına , birileri köşe olsun adına Senoz vadisi tüm ekosistemi ile yok ediliyor.Ve Senoz halkı bu HES lere ilkin hiç karşı çıkmamış.Bakmışlar ki Senoz vadisi yok ediliyor işte o zaman karşı çıkmaya başlamışlar.Senoz vadisi halkı şimdi HES istemiyor.

Peki bölgemizde tüm bunları yapılırken, karına kar katmak için dev şirketler, dev gözlerini sularımıza çevirmişken bizler ne yapıyoruz.Biz yarın olacakları şimdiden haber veriyoruz.Yarın pişmanlık fayda vermez diye bugün üzerimize düşen görevimizi yapmaya gayret ediyoruz.

Geleceğimiz için,çocuklarımız ve torunlarımız için ,yüzyıllardır birlikte iç içe yaşadığımız ve yaşayacağımız doğamız için,doğamızdaki bitkilerimiz, hayvanlarımız için, geçim kaynaklarımız olan çayımız,kivimiz,balımız,fındığımız,üzümümüz için,yeşilin ve mavinin valsı içindeki doğa güzelliği turistik değerlerimiz için ve en önemlisi gelecekte uğrunda savaşların olacağı suyumuz için; çok vahşi bir hırsla , rant hesabi ile yok etmeye geleceklere DUR diyoruz.

Bugün bu bölgede tüm bunlar konuşulurken ve bugün  yarın sabah her an çalışmaya başlayabilecek dözerler,kepçeler ve dev  kamyonlar bu heyelanlı bölgede tonlarca dinamitler patlatılırken ve halk bu HES’lere karşı çıkarken ;bölge insanının seçerek vekil tayın ettikleri milletvekillerimiz  acaba ne düşünüyorlar.

Çayeli’deki, Fındıklı’daki, İkizdere’deki ve Hemşin’deki insanların haykırışlarını hiç mi duymadılar.
Yarın gün gelecek devran dönecek caddelerde,sokaklarda ve köylerde araçlarıyla bu halkın oylarına talip olacaklar.O yıkık dağ yamaçlarında , o kurumuş vadi boylarında gezerken acaba bizlerden  oy istemeye yüzleri olacakmı?

Bu vadiler bu dereler ve bu sularımız bizim yaşama alanlarımızdır.Yaşama alanlarımızı korumak ve kollamak anayasamızca koruma altına alınmış ve vatandaşımıza görev verilmiştir.

Bu vadiler bu dereler ve bu sularımız yok edilirken susanlar “ ben neden susuyorum,ben neyim ki, bu mücadeleye ne katabilirim.Bugün ben ne yapabilirim acaba diye düşünmeyen yarın Fındıklı’yı çooook sevdiğini nasıl söyleyecek,veya ne yüzle ve ne hakla söyleyecek.Bugün küçük ve kısa vadeli hesaplarla ilerde büyük zararlara göz yuman,sessiz sedasız ve kayıtsız kalanlar yarın vadilerden can suyu dahi akmadığında o suçlu ve o utangaç yüznü yıkamaya su bile bulamayacaktır

Hiç birimiz kendimize bahaneler yaratmayalım.İşte Çayeli Madenli –Çataldere köyü.Gidip görmek lazım.Bazı kısımlara gitmek tehlikeli,heyelan ve kaya akışı devam ediyor.Fakat görülen taş ocakları ve kazı çalışmaları aklınızı başınızdan almaya da yeter sanırım.

Çağlayan vadisindeki Paşalar HES ve Taş ocakları ÇED’i Ayen şirketi için olumlu çıktığı anons ediliyor.Peki santral yapılırken çevre etkilenmiyor mu. Çevre yok edilmiyor mu. Rize Valiliği ,İl Çevre ve Orman Müdürlüğü öyle diyor. Orman çevre, dere balık kısaca ekosistem zarar görmeyecekmiş.

Öyleyse Çayeli’nde gördüklerimiz nedir.Demek ki Çayeli’ndeki çalışmada projeye uyulmuyor.Çünkü orada dağlar çökmüş,dereler dolmuş,su bulanık akıyor,heyelanlı sahaya girmek yasak ve tehlikeli binlerce ağaç kesiliyor.

Raporda yüz adet ağaç kesilecekmiş,canlılara zarar verilmeyecekmiş.İşte yazılan ÇED işte uygulama. Artık sözün ,raporun  hükmü kalmamış.

Köyünü,vadilerini,yaylalarını seven,derelerimi,suyumu istiyorum diyen ben ve benim çocuklarım bu yeşili bu güzelim doğayı severek ve koruyarak yaşayacak diyenler;Çok yakında İlçemizde Dözer,eder,kamyon sesleri ile uyanacağız.

Ansızın gelip şantiyelerini kuracaklar ,bizimle dalga geçercesine mesire yeri olan  Gürcüdüzü ‘nün 1600 mt  yakınına taş ocakları  kuracaklar ve tonlarca dinamit patlatacaklar.

Ve cennetimizi cehenneme çevirecekler.Seçenek önümüzde.Ya susarak yok olacağız.Ya da karınca misali herkes üzerine düşeni kaldıracak .
Biz varız.Ya sen.Mücadeleye devam,yarın pişman olmamak için.

FINDIKLI DERELERİ KORUMA PLATFORMU









    Anasayfa
    Hakkımızda
    İletişim
    Anket
    Tavsiye Et
    Ziyaretçi Defteri
    Forum
    Resimler
    Videolar
    Radyo


    Neden İstemiyoruz?
    Deklarasyon
    Mitingler
    Harita ve Santraller
    Raporlar
    Basında Biz!
    Hukuk


    Fındıklı
    Çağlayan
    Aslandere
    Beydere
    Sümer Köyü


    Arılı Köyü-Pishala
    Başköy-Gürsu
    Yaylacılar Köyü
    Meyvalı Köyü


    28.04.07 Mitingi...
    Fındıklı Heslere...
    Örnek Likapa...


    Çay Tarımı
    Fındık Tarımı
    Kivi Tarımı
    Arıcılık
    Bağcılık
    Atmacacılık
    Yemeklerimiz
    Lazlar
    Hemşinliler
    Tulum
    Sözlük
    Yaylalarımız


Can
DÜNDAR
Derya
SAZAK
Bekir
COŞKUN
L. Doğan
TILIÇ
Mehmet
GÜRKAN
Mevlüt
GÜRKAN
C.
İLANCIOĞLU
Hüseyin
ACAR
Özhan
HANEDAR




>





    NTV
    CNN Türk
    KANAL D
    ATV
    TRT
    Show TV
    Kanal 7
    Star TV











Hosting Hizmetleri