Bildiğiniz gibi yaklaşık 1 yıl önce başlayan HES karşıtı mücadelemiz
her alanda devam etmektedir. Binlerce yılda ortaya çıkan ve dünyada bir
başka eşi daha bulunmayan yaşam alanlarımızı,dedelerimizin ninelerimizin
doğum yerleri olan bölgemizi katledecek olan Hıdro- Elektrik santrallerinin
yapımını durdurmak için el ele gönül gönüle dayanışmamızın devam etmesi
gerekmektedir.
Uygulanması düşünülen HES projeleri ile bölgemizde bir doğa katliamı
olacağı kesindir. Çağlayan ve Arılı Derelerinin aktığı vadilerdeki toprak ve
bitki örtüsünün yapısı, heyelanlara, can ve mal kaybına sebep olmaktadır.
Hepinizin bildiği gibi 1980’lı yıllarda bölgemizi alt üst eden heyelanları
unutmamız mümkün değildir. Hele bir de bu projenin uygulanması halinde
açılacak yollar için patlatılacak dinamitler ,kesilecek ağaçlar nedeni ile
kaybolacak bitki ve hayvan çeşitleri, endemik deniz ve kırmızı pullu alabalıklar
ve de diğer canlıların yok olacağını düşünmek bile hayallerimizi aşmaktadır.
Ağaçların kesilmesi ve suların tünellere alınması ile nem yok olacak çay nasıl
yetişecek hafızamız almıyor. Küresel ısınmanın etkisi ile de kuraklık ve anı aşırı
yağışlar sonucu bundan sonra çok daha büyük heyelanların olacağı
kaçınılmazdır.
Dünyada ender bitki örtüsünü ve hayvan çeşitlerini içinde barındıran
Doğu Karadeniz ekosisteminde çok önemli bir yer tutan Çağlayan ve Arılı
vadileri,bir daha eski haline gelemiyecektir. Dedelerimizden, ninelerimizden bize
miras kalan bu güzellikleri çocuklarımız ansiklopedilerde gördüklerinde bizlere
nasıl hitap edeceklerdir, biz nasıl cevaplar vereceğiz. Evet; bir avuç sermayenin
para kazanma hırsına kurban edilecek bölgemizde yaşam tamamen değişecektir.
Hepimizin bildiği gibi vadilerimizde inceleme apmadan Ankara’da masa
başında hazırlanan uydurma CED raporları ile yapılacak uygulamaların
bizlerin yararı için olmadığı açık değimlidir? İMF,ABD ve AB ye ırtlağımıza
kadar borç içinde olduğumuz, bölgemize hiçbir katkısının olmayacaği kesin
olan bu projeler ile daha da borçlanacağimiz aşikar değimli?
Devletimiz Doğu Karadeniz Bölgesel Gelişme Planı (DOKAP)
çerçevesinde Rize’nın turizm bölgesi olmasını kararlaştırmışken, Fındıklı’da
Tarihi evlerimiz, Taşköprülerimiz, değirmenlerimiz için onarımı için projeler
uygulanırken, Organık tarım projesi hayata geçirilirken ve bu bölgemiz
birkaç sene sonra turizmden aslan payı alıp yöre halkının maddi gücü
artacakken HES’lere karar verilmesini anlamıyoruz.
Daha az bir maliyet ile uzun vadede temiz ve masrafsız Güneş ve
Rüzgar enerjileri dururken HES yapma inatları neden acaba. Yangından mal
kaçırır gibi uygulamaya koyulan bu projeler bölgemize hiçbir ekonomik katkı
yapmayacaktır. İşsizlik, yoksulluk devam edecektir. Bu nedenle bizler diyoruz
ki;
Bölgemiz turizm alanı ilan edilmelidir.
Doğa ve ekolojik turizm için
yatırım yapılmalı, Tarım da çeşitlilik artırılmalı, hayvancılık ve organik
tarım teşvik edilmelidir. Bunların doğaya olumsuz hiçbir etkileri olmadığı
gibi bölgemizi kasıp kavuran işsizlik sorununa da çözüm olacağı
düşüncesindeyiz.
Bu nedenle
HES’LERE HAYIR , EKO TURİZME EVET
diyoruz.
YAŞAM ALANIMIZ VADİMİZE DOKUNMA
SU HAYATTIR, HAYATIMIZA DOKUNMA.
DENİZİMİZİ ALDINIZ, DERELERİMİZİ ASLA VERMEYECEĞİZ.
DERELER AKAR GİDER, H E S ‘LERİ YIKAR GİDER
.
DERELER ÖZGÜRDÜR,ÖZGÜR AKACAK.
ÇAĞLAYAN VE ARILI VADİLERİ KURUTULMASIN.
BU DOĞA,BU DERELER SATILIK DEĞİL.
SUYUMUZA, GELECEĞİMİZE, ONURUMUZA, ÇAYIMIZA,
FINDIĞIMIZA, KİVİMİZE, BALIĞIMIZA, BALIMIZA,VE YAŞAM
ALANLARIMIZA SAHİP ÇIKTIK ÇIKIYORUZ VE
ÇIKACAĞIZ.
FINDIKLI DERELERİNİ KORUMA PLATFORMU