DERYA SAZAK
 


Son imparator
      ABD'nin 11 Eylül ertesi Afganistan'da başlattığı operasyon nedeniyle Asya'ya uzanan "egemenlik sınırları"na dikkat çeken Cristian Science Monitor gazetesinin bu gelişimi, Roma İmparatorluğu'nun iki bin yıl önceki serüvenine benzetmesi Paul Kennedy'nin tezlerine güncellik kazandırdı.
      Yale profesörü Kennedy, henüz Sovyetler Birliği dağılmadan yazdığı "Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri"nde başta ABD, dünya imparatorluğuna oynayan ülkelerin, egemenliklerinin sınırlarını zorladıkça askeri harcamaların kaçınılmaz büyüklüğü karşısında çözüleceklerini ve "Roma İmparatorluğu" gibi tarih sahnesinden çekileceklerini öne sürmüştü.
      20'nci yüzyıl, ABD'nin "tek kutuplu" dünyanın tek süper gücü olarak kapandığında, 2000'li yıllar, gelecek bilimciler tarafından "Amerikan yüzyılı" diye ilan edildi ve 11 Eylül'e dek bu tanıma itiraz da yükselmedi.
      11 Eylül'de "son imparator" evinde vuruldu. ABD yönetiminin bu saldırıya karşılığı Afganistan'dan başlayarak "terörle mücadele" adına dünya jandarmalığını daha önce bulunmadığı uzak coğrafyalara taşıması oldu. Eski Sovyet egemenlik alanı Avrasya'da Hazar'dan Kafkaslar'a, Kazakistan'a kadar uzanan bölgede Amerikan askeri varlığı, yeni üsler kazanmış durumda.
      Ancak Amerikan İmparatorluğu genişledikçe Paul Kennedy'nin büyük güçlerin askeri kapasitesinden kaynaklanan verimlilik açmazları gündeme geliyor. Gerçi ABD, sahip olduğu yüksek teknoloji ve rekabet gücüyle - küreselleşmenin de rüzgarıyla - dünya zenginliğinin neredeyse yüzde 40'ına tek başına sahip bulunuyor ama bu yükseliş aynı zamanda bu gücü elinde bulundurmanın maliyetini artırıyor.
      Paul Kennedy'ye göre bugün ABD'yi bekleyen tehdit de tarihteki imparatorluklar gibi yol açtıkları "eşitsiz dünya düzeni"nde askeri güvenlikle, uzun vadeli ekonomik güvenlik arasında bir tercih yapma sorunudur.
      11 Eylül miladı, ABD'nin "tercih"ini ortaya çıkardı.
      ABD daha fazla egemenlik alanı ve askeri güç kullanımıyla "tek başına" kalma pahasına dünyaya hükmetmeye, çalışıyor. Afganistan'dan Irak'a, Ortadoğu'dan Uzak Asya'ya 11 Eylül'de kendisine savaş açan "görünmeyen düşman"la başetmeye çalışıyor. ABD bunu yaparken, nükleer silah kullanabileceğini - Irak'ı aynı konuda denetlemeye çalışırken - ilan ediyor. Oysa Paul Kennedy'nin de işaret ettiği gibi bunlar sadece askeri politikalarla "tek kişi ya da devletin denetleyemeyeceği" açmazlardır. Aksi mümkün olsa Roma düşmez, Babil yıkılmazdı.
      Küresel şiddetle savaş, yoksulluk önlenmeden kazanılamaz.
      ABD'nin savaş faturasını müttefik ülkelere yıkma uğraşı karşısında Türkiye de uyanık olmalıdır. Afganistan'daki barışa destek gücünün komutanlığı konusunda iyi düşünülmeli, "Irak'a müdahale baskısından uzaklaştık, bari Afganistan'a gidelim" anlayışından uzak durulmalıdır.
      Banker Soros'un düşündüğünün aksine bu ülkenin askerlik çağındaki gençleri "ihraç ürünü" yapılamaz!

dsazak@milliyet.com.tr

 


    Anasayfa
    Hakkımızda
    İletişim
    Anket
    Tavsiye Et
    Ziyaretçi Defteri
    Forum
    Resimler
    Videolar
    Radyo


    Neden İstemiyoruz?
    Deklarasyon
    Mitingler
    Harita ve Santraller
    Raporlar
    Basında Biz!
    Hukuk


    Fındıklı
    Çağlayan
    Aslandere
    Beydere
    Sümer Köyü


    Arılı Köyü-Pishala
    Başköy-Gürsu
    Yaylacılar Köyü
    Meyvalı Köyü


    28.04.07 Mitingi...
    Fındıklı Heslere...
    Örnek Likapa...


    Çay Tarımı
    Fındık Tarımı
    Kivi Tarımı
    Arıcılık
    Bağcılık
    Atmacacılık
    Yemeklerimiz
    Lazlar
    Hemşinliler
    Tulum
    Sözlük
    Yaylalarımız


Can
DÜNDAR
Derya
SAZAK
Bekir
COŞKUN
L. Doğan
TILIÇ
Mehmet
GÜRKAN
Mevlüt
GÜRKAN
C.
İLANCIOĞLU
Hüseyin
ACAR
Özhan
HANEDAR




>





    NTV
    CNN Türk
    KANAL D
    ATV
    TRT
    Show TV
    Kanal 7
    Star TV











Hosting Hizmetleri